//-->






ŞİMDİ BURADASINIZ

KIZLARI ETKÄ°LEME SANATI

SİTE İÇİ ARAMA




RADYOLAR

GOOGLE TRANSLATE

HAVA DURUMU

ÇORUM ÇORUM

DÖVİZ

döviz

İP ADRESİNİZ

SAYIN ZİYARETCİ

" IP'niz 54.224.121.67"
» Bu sitemizi ziyaretiniz

ÜYELERİMİZ

266 üye kayıtlı
0 bugün
1 bu hafta
1 bu ay
En son üye: ÇRM

DESTEK VERİLENLER

İsmail BerkeR ile Web Sitesi Tasarimi


WARDOM.ORG

BerkeR19 ® BİLGİSAYAR SİSTEMLERİ

KIZLARI ETKİLEME SANATI

KIZLARI ETKİLEME SANATI

“Sence erkek arkadaş arayan kızların, kız arkadaş arayan
erkeklere oranı nedir?”

Merhaba Geleceğin Aranan Erkeği,

Öncelikle bulunduğun durumda sıkışıp kalmak, suçu kendin dışında herkese atmak yerine
kendini geliştirmek için gösterdiğin çabadan dolayı seni tebrik etmek istiyorum.



Bundan yıllar önce henüz ortaokul yıllarımdayken, erkek ve kız ilişkisi denilen şeyin yeni
yeni farkına varırken, günün birinde bu konu hakkında diğer insanlara yardım edebileceğim
hiç aklıma gelmezdi; çünkü benim kızlarla aram, tam olarak söylemek gerekirse, YOKTU. O
dönemdeki halimi düşünecek olursam, kendimi bir bilgisayar ve futbol manyağı olarak
tanımlayabilirim. Sınıfta istisnasız her zaman erkek arkadaşlarımla oturur, okulda erkek
arkadaşlarımla takılır ve sonra dışarıda da onlarla birşeyler yapmaya devam ederdim. Aşık
olduğum bir kız hariç diğer kızlardan sanki öcülermiş gibi kaçardım. Beni beğenmeyeceklerini
düşünürdüm. Ve tabi insan o zamanlarda hemen büyümek istiyor ve büyüyünce herşeyin
daha güzel olacağına inanmak istiyor. Amma velakin ortaokul döneminden sonra liseye,
liseden sonra üniversiteye girdiğimde dahi bu problem hiç peşimi bırakmadı. Anladım ki karşı
cinsle ilişki kurmak için üniversite diploması yetmeyecek. Master mı yapsam diye de
düşündüm bir ara : ) . Tabii ki bunların hiçbiri, hatta bir sürü para bile kızlar hakkında çok
önemli bazı noktaları bilmeyen birisi için yeterli değil. Bu gizli bilgilere hakim olan erkekler
ise, hayatları boyunca kızlar tarafından kovalanan, seçilme umudu yerine istediği birlikteliği
seçme lüksüne sahip erkekler oluyorlar.

İşte bu raporda kızlarla beceriksiz, onları anlamayan ve “arkadaş kalalım, ben seni arkadaş
olarak seviyorum” tepkileri alan bir erkekten, istediği kızı tanıma rahatlığına sahip,
seçenekleri olan ve dolayısıyla yaşadığı ilişkileri de daha içten yaşayan biri olmamı sağlayan
bazı bilgileri seninle paylaşacağım.

“Dünyadaki tüm teknikleri bilsen de bu gerçeği bilmiyorsan
sonuç alma şansın yok.”

Peki nedir bu gerçek? İnanılmaz bariz ve bir o kadar da görünmez bir gerçek. Ben
inanıyorum ki medya, Hollywood filmleri, hergün okuduğumuz dergiler, izlediğimiz reklamlar
bir şekilde gözümüze bir set çekiyor ve bu gerçeği görmemizi engelliyor. Bu gerçek karşı
cinsle ilişkide rahat olan her erkeğin istisnasız farkında olduğu, doğruluğunu derinden
hissettiği bir gerçek. Birazdan sana da bu önemli gerçekten bahsedeceğim.

Ama önce bir DUR.

”Kötü haber…”

Tahmin ediyorum ki benim de yıllarca yaşadığım gibi, senin de, her yeni güne uyandığında
ne kadar aklından atmak istesen de, düşünmek istemesen de, aklında bir şey var. Bir eksiklik.
Yüzünü çevirip bakmak istemediğin bir gerçek; çünkü itiraf edelim veya etmeyelim, kızlarla
rahat iletişim kurabilsek hayatımız çok farklı yönlere gidecek, ve biz bunu bile bile birşey
yapmıyoruz, yapamıyoruz. Ve işte bu da bizi bitiriyor. Şimdi bir düşün, eğer sihirli bir değnek
sana dokunsa ve yarın sabah uyandığında kızlarla çok daha rahat iletişim kuran bir erkek
olsan, yarından itibaren değişecek ilk şey ne olur? Her gün yolda gördüğün o kızla tanışabilsen hayatın nasıl değişir? Hiç aklından çıkmayan o kız, rahatlığınla sana hayran olup
sevgine karşılık vermeye başlasa? Peki kızlarla ilgili rahatlığın, kendine güvenin hayatının
diğer alanlarındaki başarını, mutluluğunu nasıl etkiler?

İşte kötü haber de tam olarak burada başlıyor. Her ne kadar hep bir mucize olacağına ve
her şeyin düzeleceğine inansak da, günler haftaları haftalar ayları ve aylar da yılları kovalıyor,
ve hayat ilerliyor. İnanmak istemesek de, kendimizi “her şey iyiye gidiyor” diye avutsak da
hayatımızın bu alanı halen eksik. Ve eğer bu konu hakkında birşey yapmazsan hep de böyle
kalacak. Kendini avutmaya devam edebilirsin ve içinde karşı cins olmayan, mutlu görüntüsü
çizen, ama monoton ve aslında içten içe mutsuz hayatına devam edip, yaşlanıp, hayatının son
günlerinde PİŞMANLIK içinde yanıp tutuşabilirsin… Ya da harekete geçip, sana aktaracağım
tecrübelerimde öğrettiğim her şeyi hayata geçirip, HAYALİNİ KURDUĞUN HAYATA
kavuşabilirsin. Karar senin.

Şimdi gelelim önemli gerçeğimize. Öncelikle ‘önemli yanlış anlaşılma’dan bahsetmek
istiyorum ki önemli gerçek zihninde daha net canlanabilsin. Nedense kız erkek ilişkilerine
baktığımızda insanlardaki genel kanı, bizlerin, yani erkeklerin, aklı fikri kız tavlamakta olan,
kızların peşinden koşan, onları kandırıp elde etmeye çalışan ve tabii ki bütün dertleri ASIL
amaçlarına (yorumu sana bırakıyorum) ulaşmak olan aç tipler olduğu… Dolayısıyla bunun
sonucunda ortaya çıkan tablo da şu oluyor; biz erkekler kızların bizi sevmesi için elimizden ne
geliyorsa yapmalıyız, onlara çiçekler almalıyız, onlara dünyada eşi benzeri olmayan bir inci
tanesi gibi davranıp ne istiyorlarsa yerine getirmeliyiz. Ve eğer şanslıysak, yani bütün bu
yıldırıcı çabalamanın sonunda kız da bizi beğendiğine karar verirse, bize kendisiyle biraraya
gelme şansını verecek ve bizi dünyanın en mutlu varlığı yapacaktır. İşte dünya çapında
milyonlarca erkeğin mutsuz olarak ve kızları anlayamadan yaşayıp ölmelerinin nedeni olan
yanlış anlaşılma budur. Yukarıda bahsettiğim medya, televizyon, Hollywood filmleri vb.
yapımların kızları arzulanan ve elde edilmesi için çabalanması gereken birer varlık haline
getirmesi, bu yanlışı erkeklerin kafasına daha da kazımakta.

Buradan yola çıkarak varacağımız ÖNEMLİ GERÇEĞİMİZ:

Kızların da biz erkekleri en az bizim onları arzuladığımız kadar ARZULADIĞI.

“Kalemi kağıdı çıkar ve not almaya başla.”

Her gün gördüğün o güzel kızlara bak. İncecik, manken gibi görünen, makyajlı, saçları
başları yapılı, en son moda kıyafetleri giyen, kısacası tüm erkeklerin hayalini kurduğu o
BOMBA kızlar. Şimdi bir düşün, bu kızlar bu hale gelmek için kaç saatlerini harcadılar?
Formda kalmak için, bikinileri üzerlerinde güzel dursun diye ne kadar diyet yapıyorlar?
Haftada kaç kere kuaföre gidiyorlar? Kıyafetlerine her ay kaç para harcıyorlar? Makyajlarını
yapıp güzel görünmek için her gün aynanın karşısında kaç saat vakit geçiriyorlar? Biraz otur
ve bunları düşün bakalım.

Ve şimdi kendine şu soruyu sor: Bu kızlar bütün bu hazırlığı, bütün bu eziyet sayılacak
uzunluktaki hazırlığı KİMİN için yapıyorlar? Kime kendilerini beğendirmeye çalışıyorlar?

Evet tahmin ettiğin kişi için: SEN.

Sen ve benim gibi ERKEKLER bu dünyada olmasa böyle bir şey olmazdı; çünkü bütün
kızların da hayalini kurduğu bir şey var: Mükemmel bir erkek ile beraber olmak. Aslında karşı
cins konusunu bizden çok daha fazla düşünen, “evde kalacağım” diye endişelenen, tüm
sohbetlerinde ONU sohbetin ana teması yapan, kızların ta kendisi. Ve biz de oturmuş “kızları

ikna etmeliyiz, kendimizi onlara beğendirmeliyiz” diye düşünüyoruz. Tek fark kızlar için
mükemmel erkeğin, bizim mükemmel kızda aradığımız kriterlere sahip olmaması. Yani biz
güzel yüzlü, boylu poslu, vücudu güzel kızları BOMBA diye tanımlarken, kızların çekici erkek
tanımı ise biraz farklı. Zaman içinde benden öğreneceklerin, kendin olmayı bırakmadan
aranan erkek olmanı sağlayacak.

Aranan erkekler, yüzyıllar boyunca farklı farklı karakterler, değişik tiplemeler olarak
karşımıza çıksa da hemen hepsi ortak olarak belli başlı özelliklere sahiptir. İşte bu özellikler
onları diğer erkeklerden ayırmış ve kızların aradığı erkekler haline getirmiştir. İşin güzel
tarafıysa şu; eğer sen de bu ortak özelliklerin ne olduğunu öğrenirsen ve onları kişiliğine
entegre edersen, senin de bu erkek grubunda olmaman için HİÇ BİR neden yok.

“Nasıl aranan erkek olunur?”

İşte tanıdığım tanımadığım dünyanın dört bir yanındaki bir sürü erkeğin aklını kurcalayan
soru. Bunu iyi biliyorum, çünkü uzunca bir süre benim de aklımı kurcalamıştı. Her ne kadar
çoğu kişi (muhtemelen en yakınındakiler), senin gibi kendini geliştirmek isteyenleri boş işlerle
uğraşıyor olduğuna inandırmak istese de, gerçek şu ki evrendeki her erkek, kızların ilgi odağı
olmak ister. Bu konu hakkında yapılabilecek fazla bir şey yok, çünkü bu bizim doğamız.
Önceki sayfada sana aktardığım ilk öğretide madalyonun diğer yüzünü gördün, kızların da
aynı bizim onları arzuladığımız gibi bizleri arzuladığını fark ettin.

Şimdi, gittiği yerlerde kimsenin farketmediği, kızlarla ilgili bir şey yapmaya çalışsa da hiçbir
zaman arkadaştan öteye gidemeyen kişilerle, girdiği ortamda insanların, özellikle kızların,
hemen dikkatini çeken, girdiği sohbetlerin odak noktası olan ve istediği kızla yakınlaşabilen
erkeklerin arasındaki farklara bakacağız.

Ama öncelikle şunu unutma: Sen de bugün sürünün arasına karışmış, hayalindekileri
sürüdekiler kızar diye dile getirmekten korkan ve dolayısıyla kendini eksik hisseden birisi
olabilirsin; ama bu yarın insanların imrenerek baktığı, tuttuğunu koparan ve hayattan
istediğini alan birisi olamayacağın anlamına gelmez. Bunun için, şu anda sadece dediklerimi
dinleyip uygulamaya odaklan.

Evet, nedir bahsettiğimiz bu ortak özellikler?

Birincisi ve en önemlisi PRİMER ÇEKİCİLİK FAKTÖRÜ’dür.

PRİMER ÇEKİÇİLİK FAKTÖRÜ, kız veya erkek herhangi bir kişinin seni gördüğü anda senin
hakkındaki ilk izlenimini belirleyen en önemli unsurdur.

Bu izlenim saniyeleri bile bulmayan kısa bir süre içinde senin KAZANANLARDAN mı yoksa
KAYBEDENLERDEN mi olduğunu karşı tarafa anlatır.

Şimdi bir kafede oturduğunu ve caddeden geçenleri seyrettiğini düşün.

Önce önünden 20-25 yaşlarında bir genç geçiyor. Başı hafif öne eğik, yere bakıyor,
omuzlar düşük, hafif kambur bir duruş ve ürkek bir görüntü veren adımlarla hızlı hızlı
yürüyor. Kıyafetleri hakkında çok yorum yapmayacağım, ama sen bir kot pantalon ve üstüne
bir t-shirt giydiğini hayal et.

Şimdi de önünden başka bir adam geçiyor. Bu kişinin başı dik, göğsü kabarık, omuzları ise
hafif geriye doğru ve rahat. Bakışları sanki ufka bakıyor ve ağır, emin adımlarla sanki zamanı
o kontrol ediyormuşçasına yürüyor. Onun ne kıyafet giydiğine de sen karar ver.

Şimdi sana soruyorum. Sence bu erkeklerden hangisinin kızlarla arası daha iyi? Sence
hangisi kızların ilgisini çekiyor? Ve sence hangisi kızlarla ilişkilerinde daha başarılı?

Eğer anlattığım kişileri net olarak canlandırdıysan, ikinci kişinin çok daha kendine güvenen,
ayakları yere daha sağlam basan bir kişilik olduğunu farketmişsindir.

Dikkat ettiysen, bu kişiler hakkında üçer cümlelik paragraflardan başka birşey bilmiyordun,
ama bu kısa bilgiye rağmen hangisinin daha çekici bir erkek olduğunu anlamak zor olmadı.

İşte PRİMER ÇEKİCİLİK FAKTÖRÜ budur. Duruşun ve kendini prezente edişin ile vereceğin
güçlü mesajı karşı tarafın algılaması saniyeleri bile bulmaz. Ve bugüne kadar da farkında
olmadan bu mesajı karşı tarafa veriyordun. Bütün mesele, sen karşı tarafa hangi mesajı
veriyordun?

“En temel bilgi”

Şu anda PRİMER ÇEKİCİLİK FAKTÖRÜ’nü hayatında hemen kullanabilmen için sana birkaç
bilgi vereceğim.

Bunun için seni kimsenin rahatsız edemeyeceği bir odaya git, aynanın karşısına geç ve
kendine bak. Duruşun nasıl?

Omuzlar düşük mü?
Göğüs içe doğru mu?
Hafif kambur mu duruyorsun?
Başın? Yere mi bakıyorsun?

Şimdi başlayalım;

1. Önce karnını hafif içine çek ve göğsünü abartı olmayacak şekilde kabart. Bu hareketle
kendine güven hissinin içinde oluşmaya başladığını anında hissedebilirsin.

2. Şimdi başını dik tutmaya başla. Fakat tüm bu hareketlerde kendini kasmamaya dikkat
et. Gevşek olmalısın.

3. Omuzlarını hafif geriye doğru götür ve kollarını rahat bir şekilde iki yanda bırak.

4. Bacakların eğer birbirine çok yakın duruyorsa, aralarındaki boşluğu arttır. Daha açık
dursunlar.

Ve şimdi kendine bir bak.

İşte ARANAN ERKEK olmaya başlıyorsun.

Senden önümüzdeki günlerde bu şekilde durmaya kendini alıştırmanı ve eski duruşuna
döndüğün her zaman bunu farkedip tekrar doğru duruşa geçmeni istiyorum. Eğer dediklerimi
yaparsan kısa süre sonra yolda, işte, okulda seni gören kızların sana karşı tepkilerinin nasıl
değişmeye başladığını görebilirsin.

Tüm bu dediklerimin yanında eğer hareketlerini de (birşeye uzanmak, yürümek vs.) daha
yavaş hale getirirsen, bu senin dışarıdan çok daha çekici bir erkek olarak algılanmana neden
olacaktır.

DENE ve GÖR . Bu, keşfettiğim zaman beni en çok şaşırtan ve aynı zamanda hayatımı
değiştiren nitelikte bir öğretiydi.

Şimdi, bir o kadar önemli olan ve PRİMER ÇEKİCİLİK FAKTÖRÜ ile birlikte kullanıldığında
harikalar yaratabilen ikinci önemli ortak özelliğe gelelim.

Birinci özellik dikkat çeken, kızların içinde bize karşı merak uyanmasını sağlayan kısımdı.
İkincisi ise daha çok, onlarla iletişime geçtiğimiz zaman ne yapacağımız ile ilgili. Yani birinci
adım iş görüşmesine çağrılmamız ise, ikinci adım ‘iş görüşmesinde ne yapmalıyız’ı anlatıyor
diyebiliriz.

İkinci özelliğe sahip insanlar, kız erkek farketmeksizin konuşmaların odak noktası,
sohbetleri yönlendiren kişiler olagelmiş, bu özellikleri sayesinde genelde girdikleri grupların
liderleri olmuş ve kızlarla ilişkilerde de iletişimi konrol eden tarafta yer almışlardır.

“En temel bilgi – 2”

Birinci, yani en temel özellik duruşumuzla ilgiliydi. Burada yaptığım değişim bana
hayatımda varlığının dahi farkında olmadığım yeni olasılıklar olduğunu farkettirmişti, çünkü
bu ufak değişimle kızların bana bakışının bu denli değişebileceği hiç aklıma gelmemişti. İkinci
özelliği kavradığımda ise, bana oluşan bu ilgiyi, nasıl kayda değer bir şeye
dönüştürebileceğimi öğrendim.

İkinci özellik, sözlü iletişiminde etkili olabilme sanatıdır. Evet, belki de bu lafı duyduğunda
biraz korktun, çünkü birçok insan için sözlü iletişimde etkili olabilmek Everest’e
tırmanmaktan daha zor.

İnsanların bilmediği ise aslında iletişimde etkili olmanın hiç de öyle zor bir şey olmadığı.
Sana vereceğim birkaç basit egzersizi uygularsan, uzun bir süre geçmeden sen de
konuşmaları yöneten, insanların ilgi odağı olan birisi haline dönüşebilirsin.

Bir konuşma esnasında karşı tarafın seni heyecanla dinlemesine, konuşmayı senin yönetip
konuyu istediğin yöne yönledirebilmene engel olan sadece 2 temel sorun var.

Bunlardan birincisi, konuştuğun konu her ne ise ona duygunu katamamandır. Yani
mıymıntı şeklinde konuşmandır. Şimdi, çok sevdiğin ve arkadaşlarınla ya da ailenle, coşkuyla
konuştuğun bir konuyu düşün. Bu konuda konuşurken kendini nasıl hissediyorsun? Ses tonun
nasıl çıkıyor? Karşı tarafın seni dinleyişi bu ses tonuyla nasıl değişiyor?… Şimdi de kendini pek
iyi ifade edemediğin bir alanı düşün. Burada nasıl konuşuyorsun? Ses tonun nasıl? Ben sana
söyleyeyim; muhtemelen mırıldana mırıldana konuşuyorsun, sıkıcı bir ses tonun var ve
dolayısıyla karşındaki de seni dinlemekte zorluk çekiyor ve sıkılıyor. Bunu çözmenin çok basit
bir yolu var ve onunla ilgili egzersizi biraz sonra sana vereceğim.

Ama önce ikinci temel sorundan bahsedelim. İkinci temel sorun konuşacak konu
bulamamaktır. Kız veya erkek, tanımadığın birisinin karşısına geçersin ve bir anda dilin
düğümlenir, ne diyeceğini bilemezsin, ve bunun sonucunda garip bir sessizlik oluşur. Sen
kafanın içinde ne diyeceğini bilmemenin paniğiyle boğuşursun ve bu arada da karşındaki ne
kadar sıkıcı biri olduğunu düşünüyordur. İşte eğer tam bu anda kızı iş görüşmesine
çağırmışsın gibi ona devamlı sorular sormaya başlarsan, şansını iyice zora sokar ve bir yandan
da onu bezdirmeye başlarsın. Buradan çıkaracağı düşünce senin sıkıcı, çok fazla sosyal hayatı
olmayan, utangaç ve kendini iyi ifade edemeyen birisi olduğundur.

Evet, şimdi gelelim birinci sorunumuza deva olacak egzersizimize. Bugüne kadarki
çalışmalarımda ve eğittiğim kişilerde önce mıymıntılığının düzeltilmesinin ve duygularını
konuşmalarına katabilme özelliğinin kişiye kazandırılmasının gerektiğini gördüm. Bunun için şimdi sana vereceğim egzersizi günde 3 dakika en az 2 hafta boyunca uygulamanı istiyorum.
Bu egzersizi gerçek hayatına da uygulmaya başladığında günlük konuşmalarının çok daha
etkili olduğunu fark edeceksin. Bu egzersizin amacı kullandığın cümlelere istediğin duyguları
katabilme ve konuşurken çarpıcı bir etki bırakabilme yetisini sana kazandırmak. Bunun için
aşağıda sana vereceğim cümleyi, cümlenin üzerinde sana verdiğim duyguyu katarak
okuyacaksın. İlk başlarda cümleler istediğin gibi çıkmıyorsa da endişelenme, zamanla
gelişeceksin ve duygularını cümleye yansıtmak senin için çocuk oyuncağı olacak.

Şimdi yorgun bir öğrencinin isteksizliği ve hayal kırıklığı içinde aşağıdaki cümleyi sesli
olarak oku:
“Bu kitabı okumam gerek.”

Can sıkıntısına ve mecburiyet hissine odaklanarak, teslimiyetle bir kez daha:
“Bu kitabı okumam gerek.”

Şimdi biraz dur ve şaşkınlıkla, çok önemli bir şey fark etmiş gibi oku:
“Bu kitabı okumam gerek.”

Evet, bu çok önemli gerçeği fark ediyorsun, hayatının en önemli keşfini yapmış biri gibi bir
kez daha:
“Bu kitabı okumam gerek.”

Ve şimdi de heyecandan yerinde duramayan biri gibi oku:
“Bu kitabı okumam gerek.”

Hayatında coşkuyu en fazla hissettiğin anlardaki enerjiyle:
“Bu kitabı okumam gerek.”

…ve istekle, ve arzuyla bir kez daha:
“Bu kitabı okumam gerek.”

Ve son olarak, ne istediğini bilen, sakin ama kararlı, kendine güvenen biri olarak oku:
“Bu kitabı okumam gerek.”

Başkalarının bilmediği bir şeyleri bilir gibi, kesin bir eminlikle:
“Bu kitabı okumam gerek.”

Çok güzel… Bu gördüklerin sadece bir örnekti. Bundan sonra kendi seçeceğin cümleleri,

Korku Keşfetme Tehlike
Eğlence Sakinlik İstek
Sıkılma Güçlülük Şehvet
Macera Yorgunluk Zevk
Şakacılık Üzüntü Merak
Heyecan Rahatlık vb.
gibi duygularla okumanı istiyorum.

Tek tek cümleleri bu şekilde okumayı çözdükten sonra hakkında konuşmayı sevdiğin bir
konu seç ve o konuyu bu listeden seçtiğin yeni bir duyguyla anlat. Seçtiğin duygu o konuyla
ilgili hissettiğin duygulardan ne kadar uzak olursa, bu senin için o kadar daha etkili ve seni
geliştirecek bir egzersiz olacaktır.

İşte bu egzersiz sayesinde, bir Ferrari kullandığın günü dünyanın en sıkıcı günüymüş gibi
anlatabileceğin gibi, aslında çok sıkıcı geçen bir sınavı sanki dünyanın en eğlenceli şeyiymiş
gibi de anlatabilirsin. Çoğu kişi eğlenceli olayları bile sıkıcı anlatmaktan kurtulamıyor, ama sen eğer burada verdiklerimi çalışırsan ve gerçek hayatına geçirirsen, bulunduğun ortamdaki
en ilgi çekici kişilik olabilirsin, üstelik havadan sudan konuşuyor olsan bile… İşte bu egzersizin
gücü budur.

Bunun üzerine, ikinci temel sorun olan konuşacak konu bulmayı da öğrendiğinde, uzun
süren, akıcı ve ilgi çekici bir konuşmayı rahatlıkla yapabilen ve böylece kızların tüm ilgisini
üzerinde tutabilen bir erkek olacaksın. Sen de kabul edersin ki, her ortamda ve her durumda
konuşacak birşeyler bulan ve kendisini keyifle dinletmeyi bilen insanlar, o ortamın ilgi ve
çekim merkezleridir. Bu nedenle, kolayca konuşacak konu bulmanı sağlayacak olan egzersize,
sen yukarıda verdiğim egzersizde ustalaştıktan sonra geçmemiz uygun olacak.

Evet, böylece benim hayatımı kökten değiştirmiş, uzun yıllar kafamı kurcalayan sorunu
çözmemi sağlamış olan ve uyguladığın zaman senin de hayatını kökten değiştirecek olan
önemli öğretilere sağlam bir giriş yapmış oldun.

Sana şu ana kadar anlattığım kadar önemli olan ve ‘olmazsa olmaz’ diye nitelendirdiğim
bir öğreti daha var. Bu öğreti aslında ilk başta anlattıklarımla kıyaslandığında ÇOK ÖNEMLİ
kategorisine girmiyor; fakat eğer konunun bu tarafına da dikkat etmezsen, kızlarla başarı
oranını büyük oranda düşürebilir.

“Önemli görünmeyen, ama önemli olan detay…”

Şu ana kadar, kızların erkeklere bakış açısını, PRİMER ÇEKİCİLİK FAKTÖRÜ’nün ne olduğunu
ve neden çok önemli olduğunu, ve etkili bir iletişimci olma yolunda nasıl adım atabileceğini
öğrendin.

Şimdi anlatacağım konu ise bütün bunların yanında detay gibi görünebilir. Fakat bu onun
önemsiz bir detay olduğu anlamına gelmez, çünkü bu detaylar da ilk izlenimin bir
parçasıdırlar.

Doğrusunu söylemek gerekirse ben kadın dergilerinin, televizyonlara çıkan aşk
uzmanlarının, çöpçatanların, aşk ve ilişkiler hakkında verdikleri bilgilere pek inanmıyorum;
çünkü bugüne kadar bunları ne zaman uygulamaya çalıştıysam hep başarısız oldum ve aşık
olduğum kızın beni arkadaş olarak görmesi, başkası için terk etmesi gibi durumlarla karşı
karşıya kaldım. Tüm bunlara rağmen ekranlarda ve dergilerde gördüğüm bu konudaki
öneriye katılıyorum.

Öneri şu:

- Kendinize özen gösterin.
- Her zaman temiz kıyafetler giyin.
- Temiz ayakkabılar giyin.
- Tırnaklarınız her zaman kısa olsun.
- Sakallarınız hapishane kaçağı gibi olmasın.
- Her zaman temiz olmaya özen gösterin.
- Temiz kokun.
- Sırt, burun vb. kıllarınız varsa onlardan kurtulun.

Ve eğer bunlara kendi önerilerimi de eklemem gerekirse:

- Kendine çok abartı olmayan ama modaya uygun bir saç modeli seç. Eğer hala Amerikan
traşı oluyorsan veya 1970’lerin İtalyanları gibi geriye doğru uzun kabarık saç modelini tercih
ediyorsan, artık biraz daha günümüze uygun bir saç modeli seçmenin zamanı geldi.
- Saat, bileklik, kolye, yüzük gibi aksesuarları takıyorsan, abartıya kaçmadan şık
olmalarına özen göster.

- Erkek dergilerinden bir tanesini al ve oradaki kıyafet biçimlerine bak. Aralarında sana
uygun olabileceğini düşündüklerini işaretle ve modellerini/tarzını aklına yaz. Bundan sonra
bu tarz alışveriş yapacaksın.

İşte eğer bu detaylara da gereken özeni gösterirsen, diğer unsurlarla da birleştiğinde
aranan erkek olma kavramına bir adım daha yaklaşacaksın. Dediklerimi uygularsan bu
gerçekten de çok zor değil.

“Kızları etkileyen bir erkek olmak rastlantı değildir.”

Bazı erkekler, kızları etkileyen özelliklere sahiptir. Onları farklı kılan özelliklerin ne olduğunu
anlamadığın sürece suçu kadere atabilirsin; ama etkileyici bir erkek olmanın sırlarını
öğrendikçe, aynı gücü kullanmak senin elinde.

Kızları kolayca etkileyen erkekler bilirler ki, kendi şanslarını kendileri yaratırlar.

Kızları kolayca etkileyen erkekler bilirler ki, kızlar da, en az erkekler kadar güvensizlikler ve
tereddütlerle boğuşurlar.

Kızları kolayca etkileyen erkekler bilirler ki, kızlar da, en az erkekler kadar, karşı cinsle güzel
bir ilişki kurabilmek için yanıp tutuşurlar.

Gördüğün kızlara bak, onları incele, takip et. Nasıl giyiniyorlar? Çarpıcı elbiseler, kısa
etekler… Her durumda zaman ayırıp yaptıkları makyaj? Neden? Kimin için? Ne için? Emin ol
sadece diğer kızlara gösteriş olsun diye değil…

Kızlar erkekler tarafından etkilenmek ister. Kızlar da erkekleri etkilemek ister. Casanova,
kızlara kendini etkileme fırsatı verir.

Ve en ilginci, baştaki sorumuza dönersek; “Erkek arkadaş arayan kızların, kız arkadaş
arayan erkeklere oranı nedir?”

Garip ama gerçek; Türkiye Cumhuriyeti sınırları içinde erkek arkadaş arayan kız sayısı, kız
arkadaş arayan erkek sayısının 2 katından fazla!

Onları daha fazla bekletmek olmaz…
 
                                                                                                      ‘’ALINTIDIR’’
 





BerkeR19 ® der ki; ☪☪ Çaresizseniz ÇareSİZSİNİZ ☪☪

Bilgisayar İnternet WebTasarım
Google PageRank Checker Powered by  MyPagerank.Net
Bu Site 1366x768 Çözünürlük ve Üzeri
32 bit Görüntü Kalitesi ile CHROME ve İNTERNET EXPLORER
Tarayıcısı için Optimize Edilmiştir.




Çalmak suçtur,Suça Ortak Olmayın...| Berker19 ® |
Copyright © 2008-2016 Designed by BerkeR19 ®|Privacy Policy | Terms of Use |























=> Sen de ücretsiz bir internet sitesi kurmak ister misin? O zaman burayı tıkla! <=